Gerçek

Hayatın tek bir ışıltılı anlamı yok. Gizlenmiş, dağlar ardında, ulaşılmayı bekleyen tek bir gizem değil yaşam.

Kavramlar, ve kavramlar arasındaki ilişkileriz biz. Matematiğiz yani. Tek yaşama sebebimiz varlığımızı ispatlamak. Tüm çabamız bunun için. Varolmak için. Gerçekten varolmak için. Bir sincap gibi varolabilmek için.

Ama ilginç olan bu değil aslında. Kavramlar ve kavramlar arasındaki ilişkileri belirleyenler, bu konu üzerine hiç düşünmemiş, hiç emek harcamamış olanlar. Asıl trajedi bu işte!

Oysa kendimizi varedebilmek için yapmamız gereken şey hiç karmaşık değil.

İnsan kendi içinde varolamaz. Ancak kendi gibi bir başka canlının içinden geçerek varedebilir kendini. Onun aynasında varolabilir ancak. Bir başkasının içinden bakmadan dünyaya özgürleşemezsin. Varolamazsın. Bunun tek yolu budur.

Aşktır.

Çünkü kimse gerçekten değişmez. Çünkü sadece aşk değiştirir.

O yüzden işte, sırf bu yüzden, kavramları ve onlar arasındaki ilişkileri önemsemiyorsanız-anlayamıyorsanız bile, aşık olun bari. Tek yol bu. Başka yol yok.

Ve şikayet ediyorum sizi size evet. Hakkım var çünkü. Hakkım var!

Ben başka birinin, nefes alan benim gibi kandan ve etten ibaret başka bir canlının içinden geçerek, onun aynasında gördüm dünyayı ve kendimi. Böyle anladım herşeyi.

Siz böyle kaybetmeyin.

Laf değil bunlar. Umutsuz bir aşığın serzenişleri değil. Gerçek. Doğrudur iz bırakmak ister herkes. Doğrudur hatırlanmak ister. Doğrudur son nefes verilmeden bitmez umut. Bu haksız olduğum anlamına gelmez ama.

Gerçek, gerçektir hala, aşktır gerçek!

anakin, 20 Nisan 2010, Ankara

 

bir insanı sevmekle başladı herşey

oysa
küçük hırslarımdan kurtulmuştum çoktandır
ikiyüzlü eşitlik çığlıkları atmaz olmuştum

kıskançlık gitmişti pencereden
hırsızlık kapıdan kovulmuştu

gurur en kolayıydı defedilenlerin

aynalar kırılmadı bakınca

bir insanı sevmekle başladı herşey

incelik girdi kapıdan sessizce

emekti yaratan
paylaşımdı güzelleştiren

ve bir insanı sevmekle güzelleşiyordu ben
bir insanı sevmekle güzelleşiyordu ev
bir insanı sevmekle güzelleşiyordu dünya

yalansızdı herşey

çırılçıplak

çırılçıplak sevmekle başladı herşey

ve

kolayca bitti

çırılçıplak

bir hançer yetti bir akşamüstü

saplanabileceği,

hayatın, herhangibir zamanında herhangibir yerde

indirebileceği tek yerden

sevginin elleriyle.

şimdi bir düşkünüm bu matrikste

yansımasıyım yalancı zihinlerin

referansıyım delilerin

ve değersiziyim onursuzların

olsun direnirim demek de var belki

bir düşman bulunabilirse

ama yok düşman

hedef yok

hesap yok

ölülerin sessiz dünyasında ölüyorum sadece

yine de durmadan

hiç durmadan çığlık atıyorum

anlarlar belki diye onların dilinden hemde

bana yansıttıklarını

sadece bi an

sadece anlasınlar

sadece görsünler diye

ben yansıtıyorum

boşlukta sonsuza gidiyor tüm ışık

karanlık sonsuz bir boşluğa

umut,

umut,

umut.

anakin, Nisan 2009, Ankara